Arşiv
Kozmik bilim akıl sahiplerine yani aklını kullananlara ve düşünenlere hitap ediyor. “Kozmik Bilinç” kainat kitabını ilim ve fen noktasında okumaktır… “Kozmik Bilim” ise “Kozmik Bilinç” gözüyle bu gezegenleri güneşe, cazibe kuvvetiyle bağlayan ve onları yüzyıllardır belli bir plan, nizam, intizam içinde döndüreni, “İdare Edeni” hatırlatmak ve O’nu dikkate veren bir “Bilinç” ortaya koymaktır. Asrımızın, hem insanımız hem dünyamız için çözülemeyecek hiç bir problemi yoktur. Kozmik Bilinç “Kozmik bilinç” ve “felsefik görüş”ün birbirinden farkı: “Felsefeciler” kâinata bakarken hedefleri; güneşi ve ona bağlı cazibe kuvvetiyle dönen gezegenleri en ince detayına kadar incelemek, araştırmak ve yazmaktır. “Kozmik bilim” ise “kozmik bilinç” gözüyle bu [...]
Dünyamızında içinde bulunduğu nihayetsiz kâinatın büyük bir patlama ile oluştuğu ve günümüze kadar da genişleyerek mevcudiyetini devam ettirdiği gerçeği Yaratıcı’nın “semaları ve yeri yoktan var ettiğinin” bir delilidir… Büyük patlama sonucunda modern kozmolojinin verileri kâinatın durağan olmadığını, devamlı genişlemekte veya büzülmekte olduğunu, bunun sonucunda büyük bir enerjinin ortaya çıktığını ve hareket halindeki bu enerjinin evrenle beraber “dünyamız ve içindekileri” de etkilediğini göstermektedir. Cansız atomlardan evrendeki bütün canlıları yaratan da “O”dur. Evrende tesadüflere yer olmadığının ve evrenin yaratılmış olduğunun delili yine kozmozdaki plan ve düzendir. Büyük patlama ile kozmozdaki mükemmellik evreni hayranlık verici bir hassasiyetle “yaratan”ı işaret eder. Kozmozda tespit edilebilen [...]
Şakra, enerji merkezi demektir. Kozmozda yedi kat sema olduğu gibi vücudumuzda da yedi önemli enerji merkezi vardır. Enerjisiz fizik beden olmaz. Enerji fizik bedene yaşam verir, duygu ve ifade yolları kazandırır. Enerji evrende her zaman vardır. Sürekli bir dönüşüm halindedir. Vücudumuz karmaşık bir enerji sistemiyle donatılmıştır. Şakralar, enerjinin çeşitli dalga boylarını enerji kanalları yoluyla insanın enerji bölgesinden, çevresinden, evrenden ve tam enerji veren yapılardan alırlar. Daha sonra bu enerjiyi fiziksel bedenin kullanacağı frekansa dönüştürürler. Aynı zamanda çevrelerine de enerji verirler. Bu sistemle insan, çevreyle, evrenle ve farklı yaratıklarla sürekli alış-veriş içinde olur. Hastalıkların oluş nedenleri, vücudun enerjisindeki tükenme ya da [...]
Asrımızın teknolojisinin kirliliği ve karşısındaki korunmayı “beyin gücümüzle” ve “düşüncelerimizle” de başarabiliriz. İlahi kitaplarda da belirtildiği veçhile diğer yaratılanlarca yapılan nazarlardan yani bakış ve planlı tesirlerden korunmak için elimizle etrafımızı çevirip şekillerle, kelimelerle, manalarla, kokularla, taşlarla, renklerle korunmaya almamızın, Resullerin de bir metodu olduğu biliyoruz. Asrımızın teknolojisinin kirliliği ve karşısındaki korunmayı “beyin gücü”müzle ve “düşünce”lerimizle de başarabiliriz. Piramit ve kristallerle ve bunların enerji boyutlarını harekete geçirerek de korunabiliriz. Bedendeki izafi noktalarla hayatımıza yön verebilir, ömrümüze ömür katabiliriz. Teknik olarak da hazırlanabilen birtakım kozmik bio prepatlarla, ibadetle, zikirle, sporla, yoğunlaşmayla, planlı duruş ve hareketlerle birtakım maddî ve manevî olumsuzluklardan bedenimizi koruyup [...]
Kozmozdan gelen bioenerji, çevremizde bulunan bütün canlılara “moleküler” seviyede etki eder… Bugünkü ilmin kabul ettiği gibi, kozmik bioenerji; hücrelerin ilk önce dış membranı seviyesinde iyonların geçirgenlik yeteneğine etki ederek, membran düzeyinde iç ve dış iyonların farklılığını oluşturarak elektrik potansiyel farkını ortaya çıkarıp hücrenin elektrik geçirgenliğinin değişmesine sebep olur. Böylece aynı zamanda hücre içinde bulunan organoidler ve onlarda bulunan polimerlerin poliyarlığı değişmekle bu polimerlerin kuruluşunda konformasyon yani değişiklik ortaya çıkar. Hücre seviyesinde bu şualar, radyo dalgaları ve biyolojik aktif hücrelerde fizyolojik aktif maddelerin ortaya çıkmasına etki eder, böylelikle fizyolojik aktif maddeler esasen birleştirici olan hücrelerde sentez olunur. Böylelikle aktif maddeler kateholominler, [...]



